KAMUOYUNA DUYURULUR

Biz hemşireler yıllardır gerek koruyucu hizmetlerde gerekse tedavi ve rehabilite edici hizmetlerde, nitelikli ve güvenli, hem çalışanı, hem hizmet alanı, hem de ekibin diğer üyelerini gerçek anlamda doyurucu ve bütünleştirici bir hizmetin sunulabileceği koşulların sağlanması için çabaladık. Sağlık hizmetlerinde ek ödeme ve performans ödemelerinin adaletsizliğine dikkat çekmeye çalıştık. Çalışan ödemelerinin tek kalemde emekliliğe de yansıyacak şekilde yapılması için mücadele ettik. Ancak geldiğimiz noktada, her geçen gün ağırlaşan çalışma koşullarımız altından kalkılmayacak hale gelmiş, maaşlarımız açlık sınırının da altına düşmüş, başta Sağlık Bakanlığı olmak üzere yetkililerin bizleri yok sayan yaklaşımıyla da mücadelemiz maddi ve manevi varlığımızı koruma mücadelesine dönüşmek zorunda kalmıştır.1 Aralık 2021 günü TBMM’deki tüm grupların desteği ile, 287 sıra sayılı Kanun Teklifine 8 maddelik bir ek teklif verilmiş ve kabul edilmiştir. Kabul edilen düzenlemede hekim ve diş hekimlerinin ücretlerinde “merkezi yönetim bütçesinden” karşılanmak üzere ek ödeme yoluyla iyileştirmeye gidildiği; yine hekim ve diş hekimi emeklilerine yönelik de iyileştirme yapılması yönünde düzenlemelerin olduğu anlaşılmaktadır. Bu düzenlemenin gerçekleştirilmesinde COVİD-19 pandemisi ile bağlantılı artan iş yükü ve riskli koşullara maruziyet gerekçe gösterilmektedir. İki yıldır tüm dünyayı etkisi altına alan COVİD-19 pandemisi ile mücadelede sağlık sistemi bir bütün olarak yer almış, pandeminin yükünü büyük ölçüde hemşireler sırtlamıştır. Dolayısıyla bu gerekçe hemşireleri ve diğer sağlık çalışanlarını da içermektedir. Hemşireleri ve diğer sağlık emekçilerini dışarıda bırakan bu teklifin ve yasama organı kararının Anayasa’nın başta eşitlik ilkesine, çalışanların korunması ödevine ve hukuk devleti ilkesine aykırı olduğunu düşünmekteyiz. Yasama organının bu ayrımcı uygulaması hemşirelerin ve diğer sağlık çalışanlarının maddi ve manevi varlıklarını koruma hakkını da ihlal etmektedir. Çünkü emeğin karşılığı olması gereken bir ücret iyileştirmesinde emek verdikleri halde meslek grubu olarak ayrımcılığa uğramakta, mesleki onurları, mesleki kişilikleri hukuka aykırı bir tutumla zedelenmektedir.Buradaki hukuk ve adalet sorunu elbette hekimlere ve diş hekimlerine ek ödeme yolu ile ücret artışı sağlanması değil, artışın salt iki meslek grubu ile sınırlı tutulması, hemşirelerin ve sağlık ekibi üyelerine negatif bir ayrımcılık yapılmasıdır. Türkiye’nin tarafı olduğu pek çok sözleşmede özellikle de Birleşmiş Milletler Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi’nin 7. maddesinde, Devletler çalışanlarına emeklerine uygun adil bir ücret sağlamak ve eşitlik ilkesine uygun hareket etmekle yükümlü tutulmuştur.Kamuda görev yapmakta olan meslektaşlarımız adına; bizlere yapılan bu negatif ayrımcılığı giderecek bir yasal düzenleme yapılmasını, açlık sınırının altında kalan maaşlarımızın, insanca yaşamayı mümkün kılacak düzeye çıkarılmasını talep ediyoruz.Meslektaşlarımızı bizimle mücadele etmeye davet ediyor, mücadelemize katıldıkları sürece hakkımız olan bu iyileştirilmenin yapılması hususunda her türlü ulusal ve uluslararası mücadeleyi yürüteceğimizin sözünü veriyoruz.